ÖZÜNDE HİNT, DURUŞU LONDRA’LI

Tersten bir okuma yaptığınızda gastronomisi en kimliksiz şehir diyebilirsiniz Londra’ya! Fakat dünyada belli seviyede başarılı olmuş her markanın önce rüştünü burada ispat etmesi gerekiyor. Kendi yereli neredeyse yok denecek kadar olmayan şehirde dünya lezzetlerinin herkesin damak tadına uygun halde harmanlanmasıyla oluşan birçok konsept buradan dünyaya açıldı. Bunlar arasında Hint denilince akla ilk gelen Madhu’s, Londra’dan sonra yurt dışına açılımında ilk adımını İstanbul olarak seçti.

Dostlukla gelen öncelik

Buckingham Sarayı davetlerinin tanımlı catering’lerini yapan bu konuda başarılarından dolayı MBE nişanına layık görülen Sanjay Anand markasını Londra’dan ilk kez çıkarma hikâyesine İstanbul’dan öncülük etme sebebi, Swissotel Bosphorus Genel Müdürü Uğur Talayhan’ın kişisel dostluğu! Dünyanın her yerinde çalışıp, kendi ismini ispat etmiş Talayhan’ın Anand ile Londra’dan uzun yıllara dayanan bir dostluğu var. Yetenekleri ve Londra’daki başarıları da Anand tarafından bilinen Talayhan, Swissotel Bosphorus’un beşinci katında oluşturduğu restoran bundan sonra açılacak Madhu’s’ların kılavuzu olacağa benziyor.

Knightsbridge, Mayfair, Hertfordshire ve Richmond gibi lokasyonlardaki havanın da üstünde bir ambiyans oluşturulmuş İstanbul’da! Servis tabaklarındaki detaylar, duvarlardaki panolar, ışık düzeni ve personel kıyafetleri, o Londralı Hint havasını harika yansıtıyor. Mutfakta Hintli şeflerin yanı sıra Soner Kesgin ve Yavuz Taşdemir Operasyon hakimiyseniz yüksek isimlerin de dokunuşu var. Baharatı yoğun yemek sevenler için şehirde alternatifsiz.

Dünyaya İstanbul’dan açılacak

Restoranın Türkiye’ye geleceğini 1.5 yıl önce bu köşeden duyurup, ilk deneme yemeğini yemiş biri olarak bir yeni haber daha vermek isterim. İstanbul’dan başlayan serüven Türkiye’de bazı şehirlere de yayılacak. Hatta Anand’ın Madhu’s’u, dünyaya açma adımlarının hepsinde Talayhan ve Swissotel Bosphorus yönetim kuruluyla hareket etme ihtimali de oldukça yüksek…

KURU DİNLENDİRİLEN BALIKLAR

Muhtemelen Dry-Aged tekniğini sadece steak hazırlanacak etler için biliyorsunuzdur. Bu tekniği balıklar üzerinde kullanan az hatta İstanbul’daki ilk restoran Ringa Sea Food! Balıkların daha uzun ömürlü olmasını sağlayan bu teknik, lezzet olarak da farklı bir deneyim yaşatıyor.

Lezzeti kadar konumuyla da özel bir yere sahip Ringa! Kuruçeşme Oligark’ın rıhtımında ve Boğaz’ın en güzel manzaralarından birine sahip. Algıda yazlık olarak kalsa da, bu mevsim de muadili olan çoğu balıkçıdan daha konforlu bir alanı var diyebilirim. Ringa’nın arkasında Akkomarka gibi birçok geleneksel ve yeni nesil markayı aynı bünyede barındıran birikim var. Balıkçı deyip geçmeyin; lezzet ve sunumlarda da gelenekseli ve yeniliği gayet net hissettiriyor. Markanın bir başka sempatik bulduğum özelliği de, mutfaktaki sekiz şefin beşinin kadın olması... Özellikle mezelere kadın elinin değdiğini söyleyebilirim.

2023-01-11T04:05:41Z dg43tfdfdgfd